Türkiye, İş Kazalarında Avrupa’nın Zirvesinde: Güvenlik Önlemleri Yerine Yas Günü

Türkiye, Avrupa’da ölümlü iş kazalarında en yüksek orana sahip ülkelerden biri olarak dikkat çekiyor. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) tarafından 2003 yılında ilan edilen Dünya İş Sağlığı ve Güvenliği Günü, Türkiye’de kayıpların anıldığı bir yas günü haline gelmiş durumda. Meslek örgütleri, iş kazalarının ve meslek hastalıklarının önlenmesi amacıyla mevcut sistemin ve yaptırım mekanizmasının gözden geçirilmesi gerektiğini vurguluyor.

Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) verilerine göre 2024 yılında Türkiye’de 733 bin 646 iş kazası kaydedilirken yalnızca 888 meslek hastalığı kaydedildi. Ancak Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Makina Mühendisleri Odası, bu rakamların gerçeği tam olarak yansıtmadığını belirtiyor. Ülkede her gün ortalama beş işçinin iş kazalarında hayatını kaybettiği ifade edilerek, “Türkiye’de bir iş cinayetleri rejimi olduğunu söylemek mümkündür. 25 yıllık SGK verilerine göre meslek hastalıklarından kaynaklanan ölüm sayısı sadece 128, tespit edilen meslek hastalığı sayısı ise 17 bin 690’dır. Oysa ILO, her yıl ülkede en az 10 bin emekçinin meslek hastalıklarından yaşamını yitirdiğini bildirmektedir” denildi.

TMMOB Genel Başkanı Emin Koramaz, sorunun yalnızca bireysel olaylarla sınırlı kalmadığını, yapısal bir nitelik taşıdığını vurguladı. Türkiye’nin işçi sağlığı ve iş güvenliği açısından ciddi bir yapısal kriz içinde bulunduğunu belirten Koramaz, iş kazaları ve meslek hastalıklarının yanı sıra yaşam hakkı ihlallerinin de sıradanlaştığını ifade etti. Koramaz, “Günde ortalama beş emekçinin yaşamını yitirdiği ve meslek hastalıklarının büyük ölçüde kayıtdışı kaldığı bir toplumda, sorun artık özel olaylar değil, bir sistemsel meseledir. TMMOB ve ilgili meslek örgütlerinin yetkileri kısıtlandı. İşçi sağlığı ve iş güvenliği hizmetlerinin özel sağlık güvenlik birimleri aracılığıyla piyasaya devri, önlem alma yükümlülüğünü zayıflattı. Artık bağımsız ve etkin bir denetim mekanizması kurulmalıdır. İşverenlerin yükümlülükleri açık, bağlayıcı ve caydırıcı yaptırımlarla güvence altına alınmalıdır” dedi.

Türk Tabipleri Birliği’nden Dr. Figen Şahpaz da sorunun yalnızca yasaların varlığıyla değil, uygulama eksiklikleriyle de ilgili olduğunu belirtti. Türkiye’de iş güvenliği hizmetlerinin yüzde 90’ının özel sağlık güvenlik birimleri aracılığıyla sunulduğunu vurgulayan Şahpaz, 27 milyon çalışana karşılık sadece 11 milyon kişinin iş güvenliği hizmeti alabildiğini ifade etti.

Denetim eksikliklerinin tabloyu daha da ağırlaştırdığını belirten Şahpaz, iş müfettişi sayısının son yıllarda yarı yarıya düştüğünü ve işyerlerinin yalnızca binde 4’ünün denetlendiğini aktardı. 2013-2025 yılları arasında en az 24 bin 860 işçinin yaşamını yitirdiğini söyleyen Şahpaz, özellikle yaz aylarında çalıştırılan çocuk sayısının 3 milyona kadar çıktığını vurguladı. 2013-2026 döneminde en az 852 çocuk işçinin hayatını kaybettiğini belirten Şahpaz, bu ölümlerin yarısından fazlasının tarım sektöründe gerçekleştiğini ifade etti. Ayrıca, MESEM sistemi kapsamında yüz binlerce çocuğun haftanın büyük bölümünü işyerlerinde geçirdiğini ve ‘çırak’ ve ‘kalfa’ statüsündeki bu çocukların günde 10 saate kadar çalıştırıldığını ekledi. Kadın işçilerin iş kazaları ve meslek hastalıkları karşısında farklı ve genellikle görünmez risklerle karşı karşıya kaldığını da belirten Şahpaz, “Kayıt dışı istihdam, güvencesiz çalışma ve ev içi yükümlülükler, kadınların maruz kaldığı riskleri artırmaktadır” dedi.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir